Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda İklim, Sağlık Ve Enerji Konuşuldu
Prof. Dr. Terzioğlu, paneldeki konuşmasında, iklim değişikliğinin insanı fiziksel, sosyal, psikolojik ve biyolojik açıdan etkileyen en önemli çevresel sağlık sorunlarından biri olduğunu söyledi.
Anadolu Ajansı (AA) Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü Yeşilhat ve İstanbul Aydın Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen "Yeşilhat Akademi Buluşmaları"nda uzmanlar, iklim krizinin enerji, sağlık ve kentler üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla ele aldı.
İstanbul Aydın Üniversitesi Turkuaz Salonu'nda gerçekleşen ve AA Yeşilhat muhabiri Biriz Özbakır'ın moderatörlüğünü yaptığı "Değişen dünya: iklim krizinin enerji, sağlık ve kentlere etkisi" temalı panele, İstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Terzioğlu, Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Aslan, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Yaşar ve Teknoloji Transfer Ofisi (TEKMER) Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Utku Bulut Şimşek katıldı.
- İklim değişikliği insan sağlığını olumsuz etkiliyor
Prof. Dr. Terzioğlu, paneldeki konuşmasında, iklim değişikliğinin insanı fiziksel, sosyal, psikolojik ve biyolojik açıdan etkileyen en önemli çevresel sağlık sorunlarından biri olduğunu söyledi.
İklim değişikliğinin sıcaklık artışı, hava kirliliği, polen yoğunluğu, sel ve orman yangınları gibi çevresel etkiler yoluyla alerjik ve kronik solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere insan sağlığını doğrudan olumsuz etkilediğini belirten Terzioğlu, hava kirliliğinin kronik ve yaygın bir zehirlenme etkisi oluşturduğunu, ısı artışının ise daha akut ve sistemleri çökerten bir etki yarattığını aktardı.
Terzioğlu, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak için sürdürülebilirlik politikalarını benimsemesi ve bireysel davranış değişiklikleriyle desteklenen ülke politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Hava kirliliğiyle, ısı değişikliğiyle hiç ilişkilendirilmeyen üreme sağlığı sorunları da hem kadın hem erkek üzerinde çok büyük etki unsuru oluşturuyor." dedi.
İklim değişikliğinin yeni psikolojik sorunlara da yol açtığına işaret eden Terzioğlu, sel, yangın gibi afetler nedeniyle insanların aidiyet ve güven duygusunu kaybederek derin psikolojik etkiler yaşadığını kaydetti.
Prof. Dr. Terzioğlu, "Eskiden biz sadece travmaları şiddete maruz kalan ya da bir fiziksel travma geçiren insanlar gibi görürdük ama şimdi seller, yangınlar, aşırı sıcaklıklar, küresel olaylar nedeniyle bütün hayatı değişen insanlar üzerinde de travma sonrası bozukluklar gelişiyor. Orada yaşadığı yaşamsal krizlerle onların baş etme mekanizmasına ve bu süreçten çıkmasına nasıl destek olabileceğimiz konusunu ön plana çıkarıyor. O yüzden bir kavram daha girdi. Travma sonrası iyileşme." ifadesini kullandı.
- "Güneş enerjisinin potansiyeli inanılmaz avantaj sağlayacak"
Prof. Dr. Aslan ise iklim değişikliğinin enerji dönüşümünü doğrudan etkilediğini söyledi.
Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için net sıfır emisyon politikalarının, disiplinler arası çalışmaların ve uluslararası işbirliklerinin zorunlu olduğuna işaret eden Aslan, iklim değişikliğinin bazı alternatif enerji potansiyellerini artırabilse de, kuraklık, sıcaklık artışı ve rüzgar değişimlerinin enerji üretiminde riski artırdığını anlattı.
Aslan, Türkiye'nin kuzeybatı ve güneydoğu bölgelerinin yüksek rüzgar ve güneş enerjisi potansiyeline sahip olduğuna dikkati çekerek, özellikle Van ve doğu bölgelerinde güneş enerjisinin, kıyı ve dağlık alanlarda ise rüzgar enerjisinin büyük avantaj sunduğunu ifade etti.
Kıyı bölgelerinde deniz, kara etkileşimi nedeniyle rüzgar enerjisinin özellikle yaz ve kış dönemlerinde çok olduğunun altını çizen Aslan, şunları kaydetti:
"Bu dönemlerde güneşlenme süresine bağlı olarak güneş enerjisinin potansiyeli inanılmaz avantaj sağlayacak. Dolayısıyla daha verimli çalışmalar yapılabilecek. Geri dönüşüm süreleri ve maliyetler açısından hem güneş hem de rüzgar enerjisi sistemleri biraz farklılık göstermekle beraber çok cazip. Keza biyokütle de öyle."
- "Cephesinde bitki gördüğümüz her bina yeşil bina değil"
Doç. Dr. Yaşar da tasarımın artık yalnızca fonksiyon ve estetik üreten bir araç olmaktan çıkarak iklim, sağlık ve enerji krizleri gibi sorunlara da yanıt veren bir köprü görevi gördüğünü söyledi.
Yeşil mimariyi, kullanıcı konforunu ve sağlığı odağında tutan, ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliğin birlikte değerlendirildiği bir tasarım yaklaşımı olarak tanımlayan Yaşar, şöyle devam etti:
"Çatısında güneş paneli gördüğümüz, cephesinde bitki gördüğümüz her bina yeşil bina değil. Hani öyle bir algı var. Bir binanın yeşil bina olabilmesi için yaşam döngüsü çerçevesinde ele alınması gerekir. İnsanlar gibi. Nasıl ki insan doğuyor, büyüyor, yaşıyor ve sonra ölüyorsa binalar da aynı şekilde. Bir tasarım aşaması var, inşa aşaması var, kullanım aşaması var ve ardından binalar da yok oluyor."
Yaşar, son yıllarda yeşil mimarinin zaman zaman bir pazarlama etiketi olarak kullanıldığını, bu nedenle projelerin gerçekten yeşil bina olup olmadığının sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Trafik kaynaklı hava kirliliğinin ve buna bağlı sıcaklık artışlarının iklim krizini derinleştirdiği, bu nedenle şehir içi düzenlemelerinin önemli olduğunu altını çizen Yaşar, ayrıca kentlerdeki yapı yoğunluğunu azaltmak için kırsal alanlara yatırım yapılarak nüfusun dengelenmesi gerektiği sözlerine ekledi.
- "Şirketler sürdürülebilirlik alanında yaptığı faaliyetlerle de performanslarını değerlendiriyorlar"
Dr. Öğretim Üyesi Şimşek de güneş ve rüzgar enerjisi teknolojilerindeki hızlı gelişimin fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmada kritik bir rol oynadığını ifade etti.
Elektrik enerjisiyle ve yeni depolama sistemleriyle çalışan çözümlerin geleceğin temiz teknolojilerinden birisi olarak öne çıktığını belirten Şimşek, "Bu çözümlerin yanında batarya teknolojileri, yeşil hidrojen ve karbon yönetimi alanlarında da tüm ülkeler, ülkemiz dahil önemli yatırımlar yapıyorlar. Tabii ki bir de toplumların bu çevresel farklılığının artması da bir değişim oluşturuyor. Artık şirketler yalnızca ekonomik olarak cirolarıyla değil, sürdürülebilirlik alanında yaptığı faaliyetlerle de bu performanslarını değerlendiriyorlar." diye konuştu.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.