Yıldıray Onukar'ın Yeni Yazısı: Fırıldak Bir Yazı

Yıldıray Onukar'ın Yeni Yazısı: Fırıldak Bir Yazı

Rüzgara göre sağdan sola yada şekline göre tersi yönde dönen bir tasarım . Rüzgar arttıkça daha güçlü ve hızlı döner. Çocukken kendimiz yapardık. Artık çocuğuna öǧretecek baba kaldı mı bilmiyorum.

Ben bu canım Türkçemin hayranıyım. Türkçe düşünmenin farkında olmak. Bu öyle bilimsel makaleler ile çözülecek bir şey değil. Hissetmek gerekiyor. Belki bu nedenle değerli gördüğüm sözcükler üzerine düşünmeyi ve yazmayı seviyorum. Fırıldak da böyle geldi ama zor bir yazı, rüzgar değişken olunca yazı da dönüp durdu.

...

Fırıldak (1) bir oyuncak. Rüzgara göre sağdan sola yada şekline göre tersi yönde dönen bir tasarım . Rüzgar arttıkça daha güçlü ve hızlı döner. Çocukken kendimiz yapardık. Artık çocuğuna öǧretecek baba kaldı mı bilmiyorum. (Şeytan uçurtmasını bile unuttuk.) Bilse de herhalde ve her nasılsa çocuklarına zaman bulamıyor babalar. Daha önemli çok işleri var çocuklarından!

Fırıldak dedik. Bir başka anlamı daha var (2). Rüzgara göre yön değiştiren insanı tanımlar

Muteber deǧildi eskiden bu insanlar. Artık o kadar çoklar ki, hangisi hangisidir ayırt edemiyoruz. Yok, kötücül söylemedim, yaşamın uzun sürecinde (milyonlarca yıl) herşey var. Düşünsenize kölecilik, arenada birbirini öldüren gladyatörler veya farklı ten rengi olan insanların bazı mekanlara girememesi olaǧandı bir zamanlar. Malesef zor yoldan öǧreniyoruz evrensel (ilahi!) kurgulanmış düzene uyum sağlamayı !

...

Bir de artık o kadar renklendi ki yaşamlar, ortalık rengarenk (bak bi güzel sözcük daha: Rengarenk)

Çocukken renkli boyama kalemlerimiz vardı, siyah, mavi,kırmızı yeşil, kahverengi,sarı. 6 renk. Açık mavi ve turuncu da olursa bayram ederdik. Her biri değerliydi. Şimdi digital dünyada milyarlarca renk seçebiliyorsunuz. Değerli mi?

Fırıldaklar da rengarenk oldu. Bilgi artık o kadar bol ve o kadar değersiz ki, istediğini alıp kullanıyor, döndürüyor , evirip çeviriyor (evirip çevirmek!) , zaten 20 saniyede kopuyoruz. Tamam haklısın deyip geçiyoruz. Fırıldak mutlu. Özgürce dönmeye devam. Hakkını verelim, değersiz bilgiden değer yaratıyor. Kuram çöktü (3).

Yıllar önce insanlar yumurtanın hangi tarafından kırılması gerektiğini bile uzun uzun tartışmışlar. Guliverin seyahatleri romanına da konu olmuştur. Şimdi bir dakikada bir gündem dönüyor. Demekki yaşam şeklimiz, gündemimiz de fırıldak!

...

Yaşam felsefemize paralel artık fırıldak değerli , çünkü popüler. Gerçekten öyle mi, yoksa rüzgara göre dönmeyenler hayatımızdan mı çıkarılıyor (Dr Who, Dalekler. Exterminate/imha et) ?

Rüzgarda dönmeyi bilmeyen "ilkeli" birileri ortaya çıktığı anda, görünmeyen bir el, hoop, abrakadabra...Bir anda görünmez oluyor.

Hesabı engelle, tv'ye çıkarma, dernekten at. İyi ama bu insanlar kimse hatırlamaz, sanki hiç varolmamış hale nasıl geliyor. Fantastik filmlerdeki gibi birileri topyekün hafızamızı mı siliyor?

...

Dönmek eylemi deyince bir kapı açıldı meraktan. Semazenler de döner. TDK ya göre anlamı: olgun, yetkin kişi ya da kültürlü, bilgili kimse (4).

Anladık ki bizim fırıldak ile alakası yok. Tam tersi: ilkeli, olgun, evrencil (İnsancıl) .

Semazenlere kocaman yürekten bir "selam" verip yazıya devam edelim.

...

Yazı akıp giderken aklıma Chucky adlı ürkünç film geldi. Hani içine kötü ruh giren bir oyuncak bebeǧin dehşetengiz maceraları.Acaba çocukken hayran olduğumuz o renkli fırıl fırıl dönen oyuncaǧın da içine kötü ruh mu girdi? Yada belki bizim içimize ! Gözümüz görmez, kulağımız duymaz ve en kötüsü ruhumuz "esir" mi oldu?

Hiçbiri sanırım. Bu zihin evreninde yolculuk beni hiç bir yere götürmüyor. Duvara toslayıp duruyorum. Bu yüzden mi acaba bu yazı uzun süredir çıkamıyor kabuǧundan? Fırıldaǧı yazarken konu da dönüp duruyor fırıldak misali.

...

Onca laftan sonra ileride biri bu yazıyı görürse büyük olasılıkla "ne demiş bu arkadaş, neler saçmalamış" diyecek. Çünkü paradigma (değerler bütünü) deǧişecek. Yazılanlar anlamını yitirecek, başka anlam ve kavramlar doğacak. Örnek: 16.yy da bir genç diğerine "heyy bro çak bi beşlik" dese diğeri ne anlardı acaba!

Final: Bir gün sordum bir müzisyene. 1940-50 dönemi müzik aletleri farklı mıydı? Bugünkü enstrümanlardan aynı ses niye çıkmıyor diye?

Yanıt çok basitti. O insanlar artık yok, alete can (ruh) veren insanlardır.

Dünya hatta evren misali fırıl fırıl dönüyoruz da ben mi farkında deǧilim.

Fırıldak? O rüzgarı bekliyor sabırla.

Ek bilgiler:

1) Türkiye Türkçesi: fırılak "rüzgâr gülü" [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]

Bad-efrah: çocuklara müteallik oyuncaktır (...) bir müdevver gön paresinin ortasına ve iki tarafına ip takıp iki eliyle iki canibe çektikçe o gön paresi süratle dönerek sada verir; pırpır, pırlagac, fırfıri ve fırılak dahi denir.Türkiye Türkçesi: "... entrika" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]

fırıldak: Ferfere, firfirik, rüzgârda dönen tüylü tekerlecik. fırıldağı çevirmek: Desise etmek.

Köken:

fırıl "dönme sesi" ses yansımalı sözcüğünden türetilmiştir.

2) TDK.sıfat,mecaz : Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse)

3) iktisat kuramı: bir malın değerini az yada cok olması belirler.

İktisadi Değerin Temel Özellikleri ve Kullanım Örnekleri:

-Fayda ve Kıtlık: Bir şeyin değer kazanması için insan ihtiyaçlarını karşılaması (fayda) ve sınırlı miktarda bulunması (kıtlık) gerekir.

-Kullanım Değeri vs. Mübadele Değeri: Bir ürünün ihtiyacı karşılaması "kullanım değeri", başka bir ürünle takas edilebilirliği ise "mübadele değeri"dir (örneğin su, kullanım değeri yüksek ama bol olduğu için mübadele değeri düşüktür).

4) Mevlevi Sema Töreni

Mevlevî Semâ Töreni, Allah’a ulaşma yolunun derecelerini sembolize eden, içinde dini öğe ve temalar barındıran ve bu haliyle ayrıntılı kural ve niteliklere sahip tasavvufî bir törendir.

Tören, birbiriyle bütünlük içinde farklı tasavvufî anlamlar içeren naat, ney taksimi, peşrev, Devr-i Veledî ve dört selâm bölümlerinden oluşmaktadır. Semâ Töreni, Mevlevîlik kültürünün doğru olarak aktarılabileceği mekanlarda gelenekten gelen Mevlevî müziği ile icra edilir.

https://www.kulturportali.gov.tr/portal/mevlevisematoreni

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler