Cüneyt Şaşmaz

Cüneyt Şaşmaz

17 Milyon Çocuk, Tek Soru: Okul Ayakta mı?!

“Süngülerden, toplardan, taşlardan daha kuvvetli bir temel; ilmin, maarifin hazırladığı temeldir.”

(Atatürk’ün eğitimle ilgili az bilinen sözü, 1923)

Türkiye’de 17 milyonu aşkın öğrenci dersbaşı yaptı.

Bu sayı, Yunanistan ile Bulgaristan’ın toplam nüfusundan büyük.

Ölçek bu olunca eğitim “sektör haberi” olmaktan çıkar; milletin yarınını belirleyen altyapı işine döner.

Atatürk bunu savaş biter bitmez görmüştü.

Zaferi silahın değil, mektebin kalıcı kılacağını söylemişti.

Bugün de asıl mesele aynı; çocuk sınıfa tok, güvende, temiz ve öğrenmeye hazır mı giriyor?!

Erişimde ilerleme inkâr edilemez.

2002’de 43 bin civarındaki okul ve kurum sayısı 75 bine yaklaştı.

Öğretmen sayısı 540 binden 1,2 milyonun üzerine çıktı.

Okul öncesi okullaşma yüzde 12’lerden yüzde 80’lerin üzerine yükseldi.

Ortaöğretimde net okullaşma yüzde 50’lerden yüzde 80’lere çıktı.

Kız-erkek farkı büyük ölçüde kapandı.

Derslik arttı, öğretmen başına düşen öğrenci azaldı.

Ücretsiz ders kitabı kitleselleşti.

Ölçülebilir çıktıda da durağanlık yok.

8 Eylül 2026’da açıklanan PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye fen bilimlerinde 494, okumada 472, matematikte 462 puan aldı.

2003’te bu puanlar sırasıyla 434, 441 ve 423’tü.

OECD ortalaması düşerken Türkiye üç alanda da yükseldi.

Fen ve okumada ilk kez OECD ortalamasının üzerine çıktı; matematikte neredeyse denk geldi.

Bu tablo “hiçbir şey yapılmadı” demeyi imkânsız kılar.

Ama “iş bitti” demeyi de yasaklar.

Çünkü okulun kapısından içeri girince başka bir Türkiye görünür.

Çocuk yoksulluğu hâlâ yüksek.

Ücretsiz okul yemeği evrensel değil.

Servis, kırtasiye ve giyimle okula başlama maliyeti uzun mesafede 70-80 bin lirayı buluyor.

Temizlik, güvenlik ve yardımcı personel açığı kronik.

PISA 2025’te 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 53’ü, sınavdan önceki iki haftada en az bir tam gün okula gitmediğini söyledi.

OECD ortalaması yüzde 22.

Daha ağır bir sorun var; istikrarsızlık.

4+4+4, peş peşe sınav sistemleri, ardı kesilmeyen müfredat revizyonları…

Öğretmen de veli de öğrenci de “bu yıl hangi sistem?” diye bakıyor.

Eğitim, her yeni bakanla sıfırlanan bir şantiye gibi yönetilemez.

Güvenlik paketleri olumludur.

31 bin bahçe görevlisi, el dedektörü, çevre denetimi lüzumsuz değildir.

Yeterli de değildir.

Şiddet, ihmal ve madde dolaşımı dedektörle bitmez; kadrolu personel, rehberlik, sosyal hizmet ve okul iklimiyle durur.

Yapılacak iş listesi uzun değil, nettir.

Sisteme on yıl dokunulmamalıdır.

Müfredat her iktidarla değişmesin.

En az bir sıcak öğün ve temiz su, lüks değil hak sayılmalıdır.

Servis ve kırtasiye yükü ailenin sırtından alınmalıdır.

Öğretmen sayısı arttı; sıra niteliğe, iş güvencesine ve okul müdürlüğünü meslek haline getirmeye gelmiştir.

Sınav küçülmeli, beceri ve meslekî eğitim büyümeli.

Doğu-batı, kır-kent, yoksul-zengin makası kapanmadan ortalama PISA yükselişi eksik kalır.

Veri bağımsız okunmalıdır.

Bakanlık raporu tek kaynak olamaz.

Atatürk’ün 1923’teki uyarısı bugüne de uyar:

Kalıcı olan süngü değil, mekteptir.

Mektep ise yalnızca bina değildir.

Tok çocuk, güvenli bahçe, temiz tuvalet, yetkin öğretmen ve durmayan bir programdır.

Ezcümle:

Bugün zil çaldı.

Asıl soru iktidarın rengi değil.

O 17 milyon çocuktan kaçı sınıfa ayakta girecek.

​​​​Cüneyt Şaşmaz

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.