Türkiye Merkeze Yürürken Dünya Yeniden Kuruluyor

Son yıllarda dünya siyaseti baş döndürücü bir hızla değişiyor. Dün dokunulmaz görülen güç merkezleri sarsılıyor, yeni aktörler yükseliyor, eski dengeler yerini yeni ittifaklara bırakıyor. Bu büyük dönüşümün tam ortasında ise dikkat çekici bir gerçek var: Türkiye, tarihinin en avantajlı jeopolitik dönemlerinden birine giriyor.

Bir zamanlar dünyanın kaderini tek başına belirlediği düşünülen Batı merkezli düzen artık ciddi çatlaklar veriyor. ABD içerisinde geleneksel güç odakları arasında yaşanan mücadeleler, küresel siyasetin yönünü değiştiriyor. Washington'daki eski dengeler sarsılırken, dünyanın farklı bölgelerinde yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor.

Rusya-Ukrayna savaşı bunun en önemli örneklerinden biridir. İki ülke yıllardır birbirini tüketirken, Avrupa ağır ekonomik maliyetler öderken, Türkiye hem diplomatik hem ekonomik hem de stratejik açıdan ağırlığını artırmayı başardı. Tahıl koridorundan enerji diplomasisine kadar birçok başlıkta Ankara vazgeçilmez bir aktör haline geldi.

Suriye sahası ise çok daha çarpıcıdır. Yıllarca dünyanın en büyük güçlerinin mücadele alanı olan bu ülkede bugün gelinen noktada Türkiye sahadaki etkisini koruyan ve geliştiren birkaç ülkeden biri olarak öne çıkmaktadır. Bir dönem Suriye üzerinden bölgeyi şekillendirmek isteyen küresel aktörlerin önemli kısmı hedeflerine ulaşamazken, Türkiye güvenlik ve diplomasi alanlarında etkinliğini sürdürmektedir.

Afrika'da yaşanan gelişmeler de aynı tablonun bir parçasıdır. Bir zamanlar sadece eski sömürge güçlerinin etkili olduğu kıtada bugün Türk şirketleri, Türk kurumları ve Türk diplomasisi ciddi bir varlık göstermektedir. Türkiye artık Afrika'da sadece yatırım yapan bir ülke değil, aynı zamanda birçok alanda alternatif bir ortak olarak görülmektedir.

Somali bunun en somut örneklerinden biridir. Türkiye'nin yıllardır sürdürdüğü yatırımlar, güvenlik iş birlikleri ve diplomatik girişimler bölgedeki etkisini artırmıştır. Benzer şekilde Libya'da da Türkiye, sadece gelişmeleri izleyen değil, gelişmeleri şekillendiren ülkeler arasında yer almaktadır.

Ortadoğu'nun en kritik başlıklarından biri olan İsrail-İran gerilimi de yeni bir tablo ortaya çıkarmıştır. Bölgedeki her büyük çatışma, ülkelerin gerçek kapasitesini ve dayanıklılığını ortaya çıkarır. İran çeşitli yaptırımlar ve çatışmalar nedeniyle ekonomik ve siyasi baskılarla karşı karşıya kalırken, Türkiye ile kurulacak ekonomik ve ticari ilişkilerin önemi daha da belirgin hale gelmektedir. Bölgesel ticaret ağlarının merkezinde bulunan Türkiye, kriz dönemlerinde bile önemini artıran bir ülke konumundadır.

Karabağ zaferi ise Türk dünyası açısından tarihî bir dönüm noktasıdır. Azerbaycan'ın elde ettiği başarı yalnızca bir askerî sonuç değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri değiştiren stratejik bir gelişmedir. Bu süreç, Türk dünyasının birlikte hareket ettiğinde ne kadar büyük sonuçlar üretebileceğini göstermiştir.

Enerji ve ulaşım koridorlarında yaşanan gelişmeler de Türkiye'nin yükselişini desteklemektedir. TANAP ile başlayan süreç artık elektrik koridorları, Azerbaycan gazı, Hazar geçişli projeler ve Orta Koridor girişimleriyle daha büyük bir boyuta ulaşmıştır. Avrupa ile Asya arasındaki enerji ve ticaret yollarının merkezinde bulunan Türkiye, her geçen gün daha kritik bir transit ülke haline gelmektedir.

Bütün bu gelişmelerin ortak sonucu şudur: Türkiye artık sadece bölgesel bir güç olarak değerlendirilemez. Enerjiden savunmaya, ulaştırmadan diplomasiye kadar birçok alanda etkisini artıran bir merkez ülke haline gelmektedir.

Dünya yeniden şekillenirken bazı devletler savruluyor, bazı devletler ise yeni dönemin kurucu aktörleri arasına giriyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.